Gün geçmiyor ki kendimi daha bir psikolog, efenim, daha bir "kafatası muhteviyatı benden sorulur" hissiyatıyla dolu bulmayayım.
Yaz okulu için kendi okulum olan Bilgi üniversitesini değil Boğaziçi üniversitesini seçtim. Bu nedense daha bir eyt kendim dedirtti. Bu okulu seçmemin sebebi bizimkisinden daha ucuz olması gerçi. Farkla PS3 alma planı yapıyo olmasam ne seçicem zaten di mi? Bina ne öğretebilir ki zaten... (ya da BANA ne öğretebilirler ki?) breh breh falan
Neyse şu büyük dağları ben sıçtım havasından çıkarak söylemem gereken birşey var ki o da şudur: ben lisemi çok özlemişim. Boğaziçi güney kampüs bildiğiniz üzre Robert Kolej'in ilk yeri. Sonra Arnavutköy Kız Kolejiyle birleşmişler ve içgüveysi olarak Arnavutköye taşınmış Robert. Kendi evini de kardeşine bırakmış gibi olmuş ama kız evi de bir değişik be kardeşim... Okula bi bakıyosun çükünüzü güvenliğe teslim edin der gibi binanın (Gould Hall) üstünde hayvan kadar American College For Girls yazıyor. (gerçi bu son cümle -miş'li geçmiş zaman ekli olmalı artık çünkü erguvan denen bir bitki kardeşimiz soldan soldan bu yazıyı siliyor. ben mezun olduğum sene sadece ican college for girls yazıyordu. Yakında or college for girls yazacak.
Bu psikoloji okuma olayım da transhumanist yapımla birleşince süper bir şey ortaya çıktı. Bilişsel nöropsikoloji masterı yapmaya karar verme sebebim de bu zaten. Şöyle ki bu meslek yapay zeka yaratımında çok faideli olabiliyor. Hatta o yapay zeka abi beni kimse anlamıyor ya diye geldiğinde "gel canım yan programları ve virus korumanı kapat anlat bakalım neye kızdın" diyebiliyoruz.
Gerçi ben bu yapay zeka konusunda da biraz kararsız gibiyim. Lisedeyken "flesh is the new metal" diye bir motto edinmiş ve genetik mühendisliğini kafama koymuştum (lakin bu konuda hiçbişey yapmayınca bağ yerine dağ oldu o plan).
Nedir bu yapay zeka yaratma merakı?
Yani "abi biz oturalım o çalışsın" gibi bir sebep varsa bu direk akıllı alet yapalım demek oluyor. Şayet yok abi hayat karbon bazlı olmak zorunda değil sibernetik hayat yapalım diyorsan bu gayet naif ama içinde süper idealist bir sevgi barındıran bir söylem oluyor. Benim kafamı karıştıran iki sebebin birbiriyle iç içe olması.
Madem hem akıllı alet istiyosun insan zekasını şablon olarak kullanma mesela. Lassie diye bir dostumuz var (ki dizide ne dediğini pek anlayamıyorlardı) onu taban alalım yapay zeka araştırmalarında? Çok akıllı bir köpek olsun ama köpek olsun yani. İnsan gibi yaparsan git gazetemi getir dediğinde bir noktadan sonra en iyi ihtimalle (yapay zekanın pasif agresif olması durumunda) gazetenin bulmacasını çözer de getirir. En kötü ihtimale örnek ise arkadaş kızdığında çok afedersiniz o gazeteyi anüsümüzün iç çeperiyle okumak zorunda kalışımız olur ki Fatih Ürek bunda pek sorun görmeyebilir (okumayı bilmiyodur demek istemedim).
Lakin hatırlıyorum bir bölümde Lassie başka bir collie ile iş birliği yapıp (ki niye o cins it seçmişler bilmiyorum en zeki olan mıdır nedir?) voltran oluyorlardı. Araya parantez girdiği için biraz karışmış olabilir ama şunu demek istiyorum. Yapay kardeşimiz Zeki'yi networke salarsak başka yapay kardeşlerimizle fikir teatisinde bulunup elenen göt olduğumuz kanaatine varabilirler. Amacımız potansiyel robot isyanını önlemek olduğundan bunları networke salmak yerine hepsine fiziksel bir vücut verelim. 10 tane robot lazımsa sayıya ters orantılı gelişmişlikte zeka yaparız olur biter. 1 milyon robot mu lazım? Al karınca. 30 mu lazım? Keçi veya koyun. Hatta cam temizletmek için yapılanlara lama kafası koyalım hem tükürüyolar sub routine eklemekten kurtuluruz.
Lakin yapay da olsa zeka zekadır diyen insanlar (ki yukarıda yazdığım sıralamada 2. grup oluyorlar) genellikle azınlıkta ve ezilmekte olanlardır. Hayata saygısı var diye hippie olarak adlandırılacak olan bu kesimin azınlıkta olması, çoğunlukta olanların "beat-nik -> bitnik -> bitlik -> bitli = pis" şeklindeki düz mantığından (evet herkes türk) çok acınası bir durumdur. Bu sevecen ve idealist azınlığımız "bak lesi gene günü kurtardı haydi gidelim büyükanne meri bize sıçak çikolata yapsın" diye düşünürken çoğunluk "ulan it biraz daha geç kalsaydı çocuklar donacaktı. bu aletin kıçına roket ağzına lav silahı koyalım. hem hızlı gider hem varınca ısıtır." şeklinde düşüneceğinden insanların hayatını kolaylaştırsın diye yaptığımız aleti cart diye silaha dönüştürürler. Lassi3 adlı robotumuz bundan şikayetçi olmayabilir. Lakin iti geliştirelim daha çok çalışsın zihniyetinin yan ürünü olan bir düşünce akımı da "robot lan işte ne sevicem" diyip ödül mekanizmasını gözardı edecektir. 5 dakika önce çoluğun çocuğun hayatını kurtarmış robota "Çamurlu şimdi o. İçeri almayalım gece dışarda dursun. Paslanırsa yeni bacak taktırırız." muamelesi çekmeye gider bu.
O yapay zeka isyan etmesin de napsın?
Adamı köle de yapar orasına burasına kablo sokup pil de yapar.
Haksız mı?
Öte yandan karbon bazlı olduğum için (henüz) biraz androsantrik düşünmem gerekiyor(muş). Bu yüzden insan arkadaşlarıma alternatif çözümleri hatırlatmak istiyorum.
Mentat olunuz.
Frank Herbert Dune adlı eserinde robot kardeşler öcüleşip insanlığı tost makinesinden korkar hale getirdikten sonra insanlar "abi bak yapmayalım bilgisayar falan ilerde çok göt oluyolar" diyerek insan beyninin hesap hızını ve hafızasını geliştirerek "Kanka Osman 15 basamaklı sayıları kafasından çarpabiliyor." geyiğinin dibine vurup insan bilgisayarlar yapmışlardır. Bu "Oha abi süpermişsin." diyebileceğimiz zekilikte adamlara melanj baharı yüklediğimizde ise o abi bize dönüp "Babandır süper biz süperi kapıcıya veriyoruz bakkala giderken binsin diye." der.
Fekat melanjımız yok...
Lakin beyin geliştirme egzersizlerine şimdiden başlayabiliriz.
Benim bu konuda bir kaç fikrim var. Birkaç mevcut uygulamayı da geliştirerek daha zor hale getirdim.
strateji oynayın go manyağı olun demiyorum ama bence bunlar WoW'dan daha faydalılar. Şimdi laf ettirmem WoW'a diyen arkadaşları da peşinen susturmam gerekebilir biliyorum. Onu da şöyle yapıcam. Aziz ve muhterem klavye tıklatıcı ve mouse sürükleyicilerim... farmvilleden daha kompleks bir oyun diye WoW oynarken kafa çalıştırdığınızı sanıyorsanız 3 e basın...
neyse
oynamayın demiyorum hobi olarak gene oynayın da robot gelince elinde +5 flaming sword olması birşey değiştirmeyecek. Amca +pi yangın tüpünü ekleyiverir kafana "oha ensem patladı grafikler süpermiş" dersin.
konuyu saptırmayın amaç beyni geliştirmek. amaç buyken benzer şekilde tepişen eşek, aç hipopotam, keş doktor gibi oyunları da oynamamak gerekiyor. Karşımızdaki scripte dayalı olmasın ki bütün rakipler gelişsin. E ben bilgisayarda satranç oynuyorum çok gelişiyorum diyebilirsiniz. Fekat Sarah connor Chronicles'daki satranç programı (kendisi Turk'tü) ilerde ne hale geldi gördük...
Hafıza geliştirmek için ise bridge oyuncularının yıllardır kullandığı bir yöntemi kullanabilirsiniz. Kendisi şöyle: bir deste kağıt alınır elde 4 kart kalana kadar kartlar tek tek açılır sonra eldeki 4 kartın ne olduğu hatırlanmaya çalışılır. Bu basit bir kart sayma yöntemi olduğu için bir süre sonra kolaylaşacaktır. Benim önerim Monopoly Deal adlı oyunun kartlarıyla aynısını yapmak. Neticede sinek asını hatırlamak kolay kendisinden her destede bir adet bulunuyor. Kartta caddebostan yazınca durum değişiyor ama. Şahsen normal desteyle bu egzersizi yaptığımda kafamda bir checklist oluşuyor ister istemez, sinekler bitti falan gibi şeyler geçirebiliyorum aklımdan ama monopolyde öyle olmayor, olamayor. Doğumgünü kartı ne lan, kaç tane vardı bunlardan diye çığırıyorum.
Bir diğer egzersiz ise detayları düşünebilmeyi geliştiriyor ki en kolayı bu ama bence en eğlencelisi. Şöyle oluyor: uyumadan önce bir senaryo belirleyip bunu bütün detaylarıyla incik cincik planlıyoruz. Örnekle daha iyi anlatabilirim sanırım çünkü demin dediğimden ben de birşey anlamadım. Mesela ben geçen gün toprak altında bir şehir nasıl olur, nası yaparız, ne lazım gibi birşey düşündüm. Elektrik sistemiydi, "iç mağaraya seramsı bahçe yaparsak klostrofobiyi yeneriz" falan diye düşünerek vault 101, umbrella complex ve beyaz karınca yuvası karışımı birşey tasarladım. Gerçekçiliği tamamen kenara atmak gerekiyor çünkü bir noktada iç ses iyi güzel de para nerde derse al o egzersizi hüzün dolabına koy yani. Bunun garip bir yan etkisi var ki ben çok seviyorum böyle olunca. Atıyorum süper bi kapalı ekosistem tasarladığınızda uyumadan önce buraya çok odaklandığınız için rüyada o mekanlarda geziyorsunuz. Dertlerin tasaların bu mekanlara yansıması da heyecan oluyor süs oluyor. Karamsar olmamak lazım.
Diyeceklerim bu kadar sayılır... Lakin bir Autonomour revolt falan olursa raz abi kurtar bizi neydi o egzersizler falan demeyin. Direk satarım Skynet'e ispiyonlarım haberiniz olsun. Zaten evrim pat diye olsaydı akıllı tasarıma inananları ciddiye almamız gerekirdi. Egzersizlere başlayın.
Haftaya sınav var yapıcam.
Not: 2 hafta önce yapmur yağdı. Ben osuruktan nem kapan biri olduğum için modemim de elektrik fırtınasında tırstı ve katatonik oldu. Uzun süredir bu yüzden yazamıyordum. Özlemişim. Uyumadan önce şuraya odaklanın (0))) hehehe
9.07.2010
25.05.2010
duymadıklarımız bilmediklerimiz (belki bir belki tek)
Memlekette muhteşem şeyler de vuku buluyor...
İcadından sonra uzun yıllar yurt dışında yaşadığı için ülkemizde adı pek duyulmamış, sığır jelatininin mucidi, özümüzden bir parça, göğüsT gabardanımız Celalettin Saydambıngıl 110 yaşını aile arasında düzenlenen küçük bir toplantıyla kutladı.
"Ülkemizde jöle olarak bilinen yurt dışında Jell-o diye adlandırılmış olan besinin ecnebilerin bana Celalettin Saydambıngıl yerine kısaca jello (celo) diye hitap ettikleri için bu isme sahip olması benim için yeterli." diye açıklamada bulunan Celalettin bey sonrasında aniden celallenip bastonunu kaptı ve muhabirimizin üstüne yürüdü. "Ben kendimi kendime ıspatladım lan! Dünyada adım her an tekrar ediliyor. Sen bilmesen ne olur deyyus? Herkes beni bilse ne olur ki?" diye bağırdıktan sonra dengesini kaybedip düştü. Hastaneye kaldırılan Celalettin beyin kalçasının kırıldığı öğrenilirken sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Kalçasının durumu ise platin takıldıktan sonra belli olacak.
konuyla ilgili yorum yapan torunu Cem Saydambıngıl (12) "Hep bir sayborgla tanışmak istemiştim. Bizim aileden çıkması gerçekten hoş bir süpriz oldu. Söz konusu metal eklentinin dedemin kıçında olması biraz hayal kırıcı olsa da ben zaten arkadaşlara olayı böyle anlatmayacağım için sorun yok pek." dedi.
İcadından sonra uzun yıllar yurt dışında yaşadığı için ülkemizde adı pek duyulmamış, sığır jelatininin mucidi, özümüzden bir parça, göğüsT gabardanımız Celalettin Saydambıngıl 110 yaşını aile arasında düzenlenen küçük bir toplantıyla kutladı.
"Ülkemizde jöle olarak bilinen yurt dışında Jell-o diye adlandırılmış olan besinin ecnebilerin bana Celalettin Saydambıngıl yerine kısaca jello (celo) diye hitap ettikleri için bu isme sahip olması benim için yeterli." diye açıklamada bulunan Celalettin bey sonrasında aniden celallenip bastonunu kaptı ve muhabirimizin üstüne yürüdü. "Ben kendimi kendime ıspatladım lan! Dünyada adım her an tekrar ediliyor. Sen bilmesen ne olur deyyus? Herkes beni bilse ne olur ki?" diye bağırdıktan sonra dengesini kaybedip düştü. Hastaneye kaldırılan Celalettin beyin kalçasının kırıldığı öğrenilirken sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Kalçasının durumu ise platin takıldıktan sonra belli olacak.
konuyla ilgili yorum yapan torunu Cem Saydambıngıl (12) "Hep bir sayborgla tanışmak istemiştim. Bizim aileden çıkması gerçekten hoş bir süpriz oldu. Söz konusu metal eklentinin dedemin kıçında olması biraz hayal kırıcı olsa da ben zaten arkadaşlara olayı böyle anlatmayacağım için sorun yok pek." dedi.
14.05.2010
Ne lan bu sıcaklar?
Son zamanlarda bırakın yazı yazmayı kıçımı kaldırıp derse girmekte zorlanıyorum. Böyle birilerine dönüp lan niye herşeyi ben yapıyorum direktif vermekten başka bi bok yapamıyo musunuz siz demek geliyor ama her zamanki gibi üşeniyorum.
Geleceğe dair bir sürü planlarım var bir çok kişi gibi lakin ben şu an plan yapmaktan başka bir şey yapabilecek halde değilim. Karar vermek başarmanın yarısıdır diyorlardı bir ara ben de buna uyarak aldığım kararları duble sert alıyorum ki olmuş gibi olsun falan.
Duble dedim de aklıma geldi. Ben alkolü bıraktım. Challenge eksikliğim varmış gibi. Böyle boş boş oturup mavi olipsli soda içiyorum.
neyse
Aldığım kararlar arasında cafe açmak gibi şeyler var ki bu konuda girişimde de bulunabilirim lakin gene başa dönüş yaparak demem gereken birşey var... ÜŞENİYORUM anasını satayım ya.
self servis mekanlara girmek bile istemiyorum hatta. Şayet girmek zorunda kalırsam da masaya oturup garsonun adı mı Self demek geliyor.
Ve bunların suçlusunu biliyorum. Sıcaklar...
Gezegenimizdeki hayatın kaynağı... eski bitkileri öldürüp karbon yakıta çeviren, yenileri yaşatıp ineklere besin yapan, insanların sabah kalkmalarına sebebiyet veren canımız yıldızımız SOL
nefret ediyorum senden.
insanlar sıcağına alıştığı için kışın ısınmak için ceset yakıyorlar daha çok ceset yakabilmek ve yeni ölüler üretebilmek için yakarak ürettiği enerjinin %25ini kullanan ve 2 kilo taşımak için 1 ton demirden yapılan aletler yapıp sıvı ölü tüketimini hızlandırdılar.
Hali hazırda insanlardan nefret ediyorum da bunun primer sebebi sensin lan parlak osuruk.
Senin yüzünden sevgilimin ailesiyle tanışmaya gittiğimde arkamdan heyecanlandığı için mi terledi terlediği için mi heyecanlandı diye sormuşlar koltukta bıraktığım izi görünce. LAN HAYVAN!
Ben cool biliyorum kendimi niye azimle eritmeye çalışıyorsun?
Koltuk kılıflarını değiştirdiler o iz yüzünden.
Henüz Mayıs ayında olmamız beni ayrı sinirlere garkediyor
Hazirandan sonra hemen güney yarım küreyi ısıtmaya başlıyosun yoksa bittin benim için...
Bi daha da gelmem davosa...
Geçen gün Türk Malı adlı gerçekten zorlama kokan dizide "İntikam soğuk emilen bir inektir" gibi bir laf ettiler ve ben kendimi inek memesine yapışmış olarak hayal ederken buldum.
Soğuk inek ne bilmiyorum.
Senin yüzünden hayal gücüm istemediğim şekillerde genişliyor.
Sarıkız naber diye ineğe yaklaşıyorum inekte bir havalar, kafa çevirmeler, yumruk büyüklüğünde burun deliklerinden hıh sesleri falan.
Ayıp olmuyor mu bana?
Geleceğe dair bir sürü planlarım var bir çok kişi gibi lakin ben şu an plan yapmaktan başka bir şey yapabilecek halde değilim. Karar vermek başarmanın yarısıdır diyorlardı bir ara ben de buna uyarak aldığım kararları duble sert alıyorum ki olmuş gibi olsun falan.
Duble dedim de aklıma geldi. Ben alkolü bıraktım. Challenge eksikliğim varmış gibi. Böyle boş boş oturup mavi olipsli soda içiyorum.
neyse
Aldığım kararlar arasında cafe açmak gibi şeyler var ki bu konuda girişimde de bulunabilirim lakin gene başa dönüş yaparak demem gereken birşey var... ÜŞENİYORUM anasını satayım ya.
self servis mekanlara girmek bile istemiyorum hatta. Şayet girmek zorunda kalırsam da masaya oturup garsonun adı mı Self demek geliyor.
Ve bunların suçlusunu biliyorum. Sıcaklar...
Gezegenimizdeki hayatın kaynağı... eski bitkileri öldürüp karbon yakıta çeviren, yenileri yaşatıp ineklere besin yapan, insanların sabah kalkmalarına sebebiyet veren canımız yıldızımız SOL
nefret ediyorum senden.
insanlar sıcağına alıştığı için kışın ısınmak için ceset yakıyorlar daha çok ceset yakabilmek ve yeni ölüler üretebilmek için yakarak ürettiği enerjinin %25ini kullanan ve 2 kilo taşımak için 1 ton demirden yapılan aletler yapıp sıvı ölü tüketimini hızlandırdılar.
Hali hazırda insanlardan nefret ediyorum da bunun primer sebebi sensin lan parlak osuruk.
Senin yüzünden sevgilimin ailesiyle tanışmaya gittiğimde arkamdan heyecanlandığı için mi terledi terlediği için mi heyecanlandı diye sormuşlar koltukta bıraktığım izi görünce. LAN HAYVAN!
Ben cool biliyorum kendimi niye azimle eritmeye çalışıyorsun?
Koltuk kılıflarını değiştirdiler o iz yüzünden.
Henüz Mayıs ayında olmamız beni ayrı sinirlere garkediyor
Hazirandan sonra hemen güney yarım küreyi ısıtmaya başlıyosun yoksa bittin benim için...
Bi daha da gelmem davosa...
Geçen gün Türk Malı adlı gerçekten zorlama kokan dizide "İntikam soğuk emilen bir inektir" gibi bir laf ettiler ve ben kendimi inek memesine yapışmış olarak hayal ederken buldum.
Soğuk inek ne bilmiyorum.
Senin yüzünden hayal gücüm istemediğim şekillerde genişliyor.
Sarıkız naber diye ineğe yaklaşıyorum inekte bir havalar, kafa çevirmeler, yumruk büyüklüğünde burun deliklerinden hıh sesleri falan.
Ayıp olmuyor mu bana?
14.04.2010
et yime yoort yime
Artık göbeğimi parazit olarak görmeye başladığımdan kalkıp diyetisyene gittim. Yasakladıklarını yazmak istiyorum çünkü nefret ettim kendisinden.
liste şöyle:
-bamya YASSAH
-hardal reçeli YASSAH
-kivi kabuğu YASSAH
-elma sapı YASSAH
-kola kutusu YASSAH
-karton YASSAH
Üstelik bunlar dışında da sevdiğim ne varsa yasakladı hayvan... saymaya girişmiycem pek (sinirlerim tepeme çıkıyor ayol)
şaka lan şaka
Parise gitmek için parisienne e gitmem gerekmiyorsa diyet yapmak için de diyetisyene gitmem gerektiğine inanmıyorum.
Zaten dün t-shirt giydiğimde belli bi şekilde kambur durursam göbeğimin görünmediğini hatta bodye gittiğimi düşündürür göründüğümü farkettim. Gerçi bunu Gümüş'ün sergi açılışından önce tanıştığım bir arkadaşı da söylemişti ama sanatçılar da izansız olabiliyor diye düşünmüştüm lakin şimdi anlıyoruz ki sorun onda değil bendeymiş. Kendisinden özür dilemek lazım ama adını hatırlamıyorum (özgür sanırım da attım yani) bi de üşeniyorum tabi.
Diyet ise şöyle olacak. Sabah ve akşam yulaf ezmesi arada (öğlen yani yulafın arasında değil) meyve. Kendime limitsiz sıvı tüketme hakkı verdim. Kilo verince izolasyon malzememi kaybetmiş olacağımdan kandan antifrizin eksiltilmemesi gerektiğine kanaat getirdim. Gerçi yaz geliyor ama serdar ortaç da buralara yaz günü kar yağıyor canım diyor. Bodruma gidersem bunşarkıyla beraber hande yenerin romeo salaklığını aynı anda dinlemek zorunda kalabilirim. Tekilayla beraber garip hisler uyandırıyor bu.
doktor arkadaşlar ama bu çok sağlıksız diyebilirler. Onları uzaktan akrabamız olan deveyle tanıştırmak istiyorum (Darwin'ciyim ezelden muzlar falan dieselden) ki gidip kendisine boynunun şekliyle ilgili sorular sorabilsinler.
liste şöyle:
-bamya YASSAH
-hardal reçeli YASSAH
-kivi kabuğu YASSAH
-elma sapı YASSAH
-kola kutusu YASSAH
-karton YASSAH
Üstelik bunlar dışında da sevdiğim ne varsa yasakladı hayvan... saymaya girişmiycem pek (sinirlerim tepeme çıkıyor ayol)
şaka lan şaka
Parise gitmek için parisienne e gitmem gerekmiyorsa diyet yapmak için de diyetisyene gitmem gerektiğine inanmıyorum.
Zaten dün t-shirt giydiğimde belli bi şekilde kambur durursam göbeğimin görünmediğini hatta bodye gittiğimi düşündürür göründüğümü farkettim. Gerçi bunu Gümüş'ün sergi açılışından önce tanıştığım bir arkadaşı da söylemişti ama sanatçılar da izansız olabiliyor diye düşünmüştüm lakin şimdi anlıyoruz ki sorun onda değil bendeymiş. Kendisinden özür dilemek lazım ama adını hatırlamıyorum (özgür sanırım da attım yani) bi de üşeniyorum tabi.
Diyet ise şöyle olacak. Sabah ve akşam yulaf ezmesi arada (öğlen yani yulafın arasında değil) meyve. Kendime limitsiz sıvı tüketme hakkı verdim. Kilo verince izolasyon malzememi kaybetmiş olacağımdan kandan antifrizin eksiltilmemesi gerektiğine kanaat getirdim. Gerçi yaz geliyor ama serdar ortaç da buralara yaz günü kar yağıyor canım diyor. Bodruma gidersem bunşarkıyla beraber hande yenerin romeo salaklığını aynı anda dinlemek zorunda kalabilirim. Tekilayla beraber garip hisler uyandırıyor bu.
doktor arkadaşlar ama bu çok sağlıksız diyebilirler. Onları uzaktan akrabamız olan deveyle tanıştırmak istiyorum (Darwin'ciyim ezelden muzlar falan dieselden) ki gidip kendisine boynunun şekliyle ilgili sorular sorabilsinler.
27.03.2010
alma dharmanın ahını çıkar namaste namaste
Plan yapmayı sevmiyorum. Kendimce gayet mantıklı sebeplerim var bunun için ki sıralama olarak şöyledir:
1)plan yapınca sorumluluk benim elimde oluyor. kendimi gayet tanrı gibi hissediyorum böyle olunca. hoş değil. bu plan bir grubu da kapsıyorsa liderlik gibi bir sıfatım oluyor ki neler yapabildiğimi bildiğim için baya korkutucu oluyor bu çünkü
2)plan yaptığımda d noktasına gitmek için b ve c noktalarından geçmek gerekiyorsa bu sıralı olmalı ve illa ki o noktalardan geçmeli gibi hissediyorum. b ye uğranmazsa ama yön hala d ye dönük olsa bile sinirleniyorum. artık sağa sola kültablası veya bardak atmıyorum ama birileri kendilerini atmak isteyebiliyorlar bunun sonunda. bana birşeyler atmak isteyenler de oluyor tabi ama ne gerek var benim pipim var veya ben abiyim gibi söylemlere dimi?
neyse
3) plan yapınca bozulması hayal kırıklığı getiriyor ki 2de de bahsettiğim sonuçları var.
4)planlar süprizleri engelliyor
hiç şaşırmamak eksik hissettiriyor.
sonuç olarak hayat ne getirirse ona göre seçimler yapmak gibi bir noktaya geliyorum. fekat bunu da istemiyorum gibi. neticede param olsa sürekli gezerim gibi bir söylemim var. yalan tabi bu. tembelim ezelden pijamam dieselden. bütün gün oturup içmek ve atıyorum lostun bütün sezonlarını seyretmek istiyorum ardışık olarak. sürekli gezerim kısmı da üşenmediğim durumlarda olsun mesela.
sonuçta arkadaşa gidip geyik yapmayı seviyorum.
-tatlı getirdim tatlı yiyip tatlı konuşalım diye ama tavuk göğsü getirdim memelerden bahsedelim.
-üstüne de dondurma koyalım yalarız.
gibi diyaloglar yaratabilen insanlar var etrafımda ve bu daha ne istenir ki gibi tepkiler yaratıyor bünyede.
tabi bu hiçbişey yapmayalım arkadaşlar böyle iyiyiz demek gibi algılanabilir.
o da olur şikayet etmemek lazım.
1)plan yapınca sorumluluk benim elimde oluyor. kendimi gayet tanrı gibi hissediyorum böyle olunca. hoş değil. bu plan bir grubu da kapsıyorsa liderlik gibi bir sıfatım oluyor ki neler yapabildiğimi bildiğim için baya korkutucu oluyor bu çünkü
2)plan yaptığımda d noktasına gitmek için b ve c noktalarından geçmek gerekiyorsa bu sıralı olmalı ve illa ki o noktalardan geçmeli gibi hissediyorum. b ye uğranmazsa ama yön hala d ye dönük olsa bile sinirleniyorum. artık sağa sola kültablası veya bardak atmıyorum ama birileri kendilerini atmak isteyebiliyorlar bunun sonunda. bana birşeyler atmak isteyenler de oluyor tabi ama ne gerek var benim pipim var veya ben abiyim gibi söylemlere dimi?
neyse
3) plan yapınca bozulması hayal kırıklığı getiriyor ki 2de de bahsettiğim sonuçları var.
4)planlar süprizleri engelliyor
hiç şaşırmamak eksik hissettiriyor.
sonuç olarak hayat ne getirirse ona göre seçimler yapmak gibi bir noktaya geliyorum. fekat bunu da istemiyorum gibi. neticede param olsa sürekli gezerim gibi bir söylemim var. yalan tabi bu. tembelim ezelden pijamam dieselden. bütün gün oturup içmek ve atıyorum lostun bütün sezonlarını seyretmek istiyorum ardışık olarak. sürekli gezerim kısmı da üşenmediğim durumlarda olsun mesela.
sonuçta arkadaşa gidip geyik yapmayı seviyorum.
-tatlı getirdim tatlı yiyip tatlı konuşalım diye ama tavuk göğsü getirdim memelerden bahsedelim.
-üstüne de dondurma koyalım yalarız.
gibi diyaloglar yaratabilen insanlar var etrafımda ve bu daha ne istenir ki gibi tepkiler yaratıyor bünyede.
tabi bu hiçbişey yapmayalım arkadaşlar böyle iyiyiz demek gibi algılanabilir.
o da olur şikayet etmemek lazım.
16.03.2010
bu kaba goruntumun altina don giymiyorum desem?
etrafta duyup sinir oldugum kaliplasmis bir kadin lafi var. Bu gicikligin sebebi benim erkek olmam degil kesinlikle zira bu lafa iyi demis valla diyen kiz tipinin bile yakinimda olmamasini tercih ediyorum.
cumle sudur:
"ben artik calismiycam sen bana bak."
bunu diyen hatuna "o zaman 5 cocuk yapariz dimi?" diye sormak gayet istenen sonucu verir. bunun derin anlamlari genelde cok cocuklu ailelerin televizyonda cok gorulen "parkta yasamak zorunda kalan ailenin 15 milyor cocugu var" haberlerinin kafaya kaktigi stereotype olmasi var ki ben oyle birsey demek istemiyorum burada (bunu pesinen aciklamaliyim ki ileride karsilasabilecegim sorulari benim paranoyak olduguma inanmanizla takas edebileyim)
netekim benim demeye calistigim " ben hepimize bakarim da sen geri kalanimiza bakabilir misin?"dir.
hayir bi yandan da bu seksizm olayi var ki nedense hep pipiyle baglantili gibi kullaniliyor. ki hayir efenim yalan bu. madem seksist degilim iki cinsiyeti de vurabilmeliyim. yani izin verin lutfeeen.
neyse
bu erkeklerin ustune gitme kafasinda cok komigime giden bir nokta var. odun olmak erkeklere ozgu mudur?
bu sifat sadece belirli kurallara uymayan, gizli bir listedeki maddeleri yerine getirmeyen erkeklere mi veriliyor?
ben kizarkadasima asla asla ve asla kesme cicek almam mesela. cicek saksida degilse bitkinin cinsel organidir neticede. bi de soluyolar pat diye amaclari yasamak degil yani. bu maddede eksik olunca ben de mi odun oluyorum?
saksida aldiklarimin solmasindan sorumlu olmadigimi dusunuyorum ayrica (eger benim sorumlulugum oldugunu dusunuyorsaniz su noktadan sonra okumayin lutfen).
ben cok az seyi ciddiye alabilen biriyim. bunu ispatlayabilecegim 10 tane parmakucum var (tirnaksiz). bu sebepten paso espri yapiyorum. benzer bir sekilde benden beklenilen tek romantizmin supriz sirinlikler seklinde olmasi gayet normal. gulerek yapilan bir tartismanin sonunda "hic orali olmuyorum" gibi bir lafa " gel ben seni multeci ederim" demek gibi seyler yapiyorum.
bu bana hayvan gibi pahali buket yaptirmaktan daha uzun sure hatirlanir gibi geliyor.
ha evet ben de bazen kocaman buket yaptiriyorum. bunun sebebi ozur dilemek istemek degildir. sinirdir. sokakta yuruyorsak ve ben baya baya sinirlendiysem onunden gectigimiz ilk cicekciden hayvan gibi buket yaptiririm.
bunun altinda yatan sebep cicek almamiz beklendiginden buna laf edilememesi ve "al sen tasi cicegini" demektir. hatta gul buketi daha eglenceli olur.
boyle de pasif agresifim
cumle sudur:
"ben artik calismiycam sen bana bak."
bunu diyen hatuna "o zaman 5 cocuk yapariz dimi?" diye sormak gayet istenen sonucu verir. bunun derin anlamlari genelde cok cocuklu ailelerin televizyonda cok gorulen "parkta yasamak zorunda kalan ailenin 15 milyor cocugu var" haberlerinin kafaya kaktigi stereotype olmasi var ki ben oyle birsey demek istemiyorum burada (bunu pesinen aciklamaliyim ki ileride karsilasabilecegim sorulari benim paranoyak olduguma inanmanizla takas edebileyim)
netekim benim demeye calistigim " ben hepimize bakarim da sen geri kalanimiza bakabilir misin?"dir.
hayir bi yandan da bu seksizm olayi var ki nedense hep pipiyle baglantili gibi kullaniliyor. ki hayir efenim yalan bu. madem seksist degilim iki cinsiyeti de vurabilmeliyim. yani izin verin lutfeeen.
neyse
bu erkeklerin ustune gitme kafasinda cok komigime giden bir nokta var. odun olmak erkeklere ozgu mudur?
bu sifat sadece belirli kurallara uymayan, gizli bir listedeki maddeleri yerine getirmeyen erkeklere mi veriliyor?
ben kizarkadasima asla asla ve asla kesme cicek almam mesela. cicek saksida degilse bitkinin cinsel organidir neticede. bi de soluyolar pat diye amaclari yasamak degil yani. bu maddede eksik olunca ben de mi odun oluyorum?
saksida aldiklarimin solmasindan sorumlu olmadigimi dusunuyorum ayrica (eger benim sorumlulugum oldugunu dusunuyorsaniz su noktadan sonra okumayin lutfen).
ben cok az seyi ciddiye alabilen biriyim. bunu ispatlayabilecegim 10 tane parmakucum var (tirnaksiz). bu sebepten paso espri yapiyorum. benzer bir sekilde benden beklenilen tek romantizmin supriz sirinlikler seklinde olmasi gayet normal. gulerek yapilan bir tartismanin sonunda "hic orali olmuyorum" gibi bir lafa " gel ben seni multeci ederim" demek gibi seyler yapiyorum.
bu bana hayvan gibi pahali buket yaptirmaktan daha uzun sure hatirlanir gibi geliyor.
ha evet ben de bazen kocaman buket yaptiriyorum. bunun sebebi ozur dilemek istemek degildir. sinirdir. sokakta yuruyorsak ve ben baya baya sinirlendiysem onunden gectigimiz ilk cicekciden hayvan gibi buket yaptiririm.
bunun altinda yatan sebep cicek almamiz beklendiginden buna laf edilememesi ve "al sen tasi cicegini" demektir. hatta gul buketi daha eglenceli olur.
boyle de pasif agresifim
14.03.2010
bana zaman makinesi vermeyin
demin dusundum de nedense bir yerde kuruyemis varsa haldir huldur bitene kadar yeme tribi var. ne zaman cekirdek yemeye baslasam duramiyorum geyigi olarak da bilinir bu fenomen. sahsen bu davranisin evrimsel bir eklenti oldugu belli. artik maymun mudur kemirgen midir nedir?
neyse
neticede bir sekilde zamanda geri gidip bu ani gormek istiyorum. ilk hayvan eline findik fistik neyse aldiginda dur evladim diyip eline bocek tutustursak nasil bir degisiklik olur diye merak ediyorum.
bocek yemisligim var. tadi yer fistigina benziyor. bacaklar dili biraz gidikliyor evet ama degisik.
lakin bu degisimin toplumu ne hale getirecegini merak ediyorum baya.
neyse
neticede bir sekilde zamanda geri gidip bu ani gormek istiyorum. ilk hayvan eline findik fistik neyse aldiginda dur evladim diyip eline bocek tutustursak nasil bir degisiklik olur diye merak ediyorum.
bocek yemisligim var. tadi yer fistigina benziyor. bacaklar dili biraz gidikliyor evet ama degisik.
lakin bu degisimin toplumu ne hale getirecegini merak ediyorum baya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
